20 Aralık 2014 Cumartesi

Youtube Camiasının Küçük Ayşegül'ü: makyajmidedin

Ayşegül Kaplan namı-ı diğer makyajmidedin, youtube camiasında son dönemlerde adından en çok söz ettiren isimlerden. Gerek tarzı, gerek makyaj stili gerek de duruşuyla camianın diğer vloggerlarından sıyrılıp kendine yavaştan bir yer edinen Ayşegül'ü yeni yıla yakın bloguma konuk edip şöyle birlikte çok eğlenceli bir sohbet edelim istedim!

Ladies and gentleman, please welcome, Ayşegül Kaplan!


"klişeyi sevmeyen kız!"

Ali Rıza T.: Youtube'da kısa süre önce yayınladığın "Gelin Tanış Olalım" videonu tüm Türkiye biliyor artık. Ben de en az 10 kere izlemişimdir. Bunun yanı sıra bana  3 kelimeyle Ayşegül Kaplan'ı tanımlamanı istesem ne söylersin?
Ayşegül: Klişeyi sevmeyen kız! (Tuncher'im sen yapmasaydın :)))

Ali Rıza T.: Nasıl başladı bu vlog macerası? Bir sabah yataktan kalkıp "ya hadi bir makyaj yapıp videosunu da Youtube'a koyayım" mı dedin?
Ayşegül: Yıllardır hem makyaj içerikli hem de farklı içeriklerdeki yabancı youtuber'ları izleyip artık evde televizyon izlemediğimi fark ettim. Oldum olası özel ya da kamu sektörünün bana yapıştırdığı içi boş sıfatları da sevmedim. Bir sabah bu saçma diktadan sıkılıp neden keyif aldığım şeyi yapmayayım dedim. Aslında böyle başladı diyebilirim.

Ali Rıza T.: Yaklaşık 20.000 abonen var ve en çok izlenen videodan da 35.000'i görmüş fakat sen çok da eski sayılmazsın. İnsanlar makyajmıdedin'i neden sevdi sence?
Ayşegül: Sanırım enerjik ve canlı olmamı sevdiler. Yani bu sorunun yanıtını ben de tam bilmiyorum. Klişeye düşmemeye çalışıyorum. Bir şeyi "başkası yapsa ben nasıl izlemekten keyif alırdım" diye düşünüp öyle çekmeye çalışıyorum. Makyaj yapıyorum ama her şeyden bahsediyorum. Kendimi izleyici gibi düşünüp, kendi ilgimi ayakta tutacak şeyleri yansıtmaya çabalıyorum. Umarım işe yarayan budur. Değilse ben bu işi çok yanlış anladım demektir.Tabii %100 çalışıyor diyemem. Ben, kendim gibi zevkleri olan takipçilerle yoluma devam ediyorum.



"kafama ne eserse, ortam ne gerektirirse"

Ali Rıza T.: Ben seni gerçekte de tanıdığım için gönül rahatlığıyla stilini de çok sevdiğimi söyleyebilirim. Sen makyajla stil arasında nasıl bir bağlantı kuruyorsun?
Ayşegül: Aliciğim çok hoşsun gerçekten. (gülüyor) Ben kendi üzerimde makyaj ve stil arasında pek bağlantı kuramıyorum. Bir stilim var mı onu da bilmiyorum. Daha çok buna "kafama ne eserse, ortam ne gerektirirse" stili diyebilirim. Çünkü maalesef moda, kıyafet kapsamındaki şeyler pek ilgimi çekmiyor. Yapabilen insanlara çok öykünüyorum. Benim makyaja gösterdiğim özeni, tepeden tırnağa gösterebilen insanlara gerçekten hayranlık besliyorum. Ama benim doğamda aşırı rahatlık olduğu için, kendimde bu ilişkiyi çok kurcalamak rahatsızlık veriyor.

Ali Rıza T: Günlük hayatında bolca tercih ettiğin sneaker tipi ayakkabılarınla ünlüsün sen aslında, rahat da bir kızsın. Peki genel "beauty vlogger" imajının aksine çok daha sportif bir imaj çiziyor olman senin için bir artı mı yoksa eksi mi?
Ayşegül: Şimdi sen böyle sorunca beni de bir düşünme aldı açıkçası. Ne kadar zor sorular bunlar Ali. (gülüyor) Standart bakış açısıyla düşünürsem benim kadar rahat bir "beauty vlogger" normal şartlar altında pek de iş yapmazdı zannediyorum. Çünkü "beauty vlogger" dediğin şeyin güzelliği temsil etmesi gerekirken ben çoğu zaman rahatlığı temsil ediyorum. Ama benim taş bebek olmak gibi bir amacım da yok. Hem makyajın, hem hayatın benim cephemden görünen tarafını aktarıyorum. Bu işin tek bir oluru olsaydı, birden fazla da "beauty vlogger" a ihtiyaç olmazdı sanıyorum.

Ali Rıza T.: Çalıştığın ajansla bir sorun yaşadın kısa dönem önce ve onlardan bağımsız olarak videolarını artık evinde çekiyorsun. Hangisi daha avantajlı senin için? Ev ortamı mı ofis mi?
Ayşegül: Bu iş için kurulmuş özel bir stüdyo kullanmak tabii ki güzel bi' şeydi. Ama ben kesinlikle doğru kararı verdiğime inanıyorum. Evin rahatlığı ve doğallığı esas olarak "makyajmidedin" kanalımla örtüşen şey zaten. Tek çekincem görüntü kalitesinden yana olmuştu. Onu da aştım çok şükür.

Ali Rıza T.: Sosyal medyada "cildi çok parlayan vlogger" gibi entrylere oldukça maruz kaldın bir dönem, bunun nedeni kullandığın yapay ışıklar mıydı?
Ayşegül: Bu yorumlar beni rahatsız etmediği için maruz kalmak diyemem aslında. Ben parlak ve canlı cilt duruşundan hoşlanıyorum. Farkettiğim ise bu kalıbı olumsuz motivasyonla kullanan kişilerin makyajda porselen görünümünden hoşlandıkları oldu. Tarz meselesi. Tabii kullandığım aydınlık ürünlerin üstüne stüdyo ışıkları aşırı derecede ekleme yaptı, onu kabul etmem lazım ama rahatsız olmuş olsam, videoyu editleyen benim, yayınlayan benim. Yayınlamaz çöpe atardım. Yapmadım, çünkü rahatsız olmadım.



"tek taşımı kendim aldım..."

Ali Rıza T.: Ee Ayşegül'ün instagramında ne zaman tektaş fotoğrafı görüyoruz bakalım?
Ayşegül: Ahaha tek taşımı kendim aldım, demek istersem de bin yıl sürer. Koca bulayım desem de...

Ali Rıza T.: Ayşegül'ü tanımlayan koku hangisi peki?
Ayşegül: Yasemin!

Ali Rıza T.: Bana asla vazgeçemeyeceğin 5 kozmetik ürününü sayabilir misin?
Ayşegül: Guerlain Meteorites Pudra, Mac Ruby Woo Ruj, Chanel Vitalumiere Aqua Fondöten, Lancome Hypnose Maskara ve Mac Prep+Prime Aydınlatıcı!

Ali Rıza T.: Hayatından MAC'i çıkarabilir misin? Yoksa sen de bir MAC Addict misin?
Ayşegül: MAC'e özel bir hayranlığım yok. Aynı kalite ve renk skalasındaki mat ruju ve farı başkası yapsın, gidip onun kölesi olayım.

Ali Rıza T.: Son olarak ömür boyu sadece bir makyaj stili kullanmak zorunda kalsan bu hangisi olurdu?
Ayşegül: Kesinlikle bordo ruj ve naturel göz makyajı! Benim bebeğim gibi bi' şey.

Ali Rıza T.: Bana zaman ayırıp, yılbaşına yaklaştığımız bu günlerde bu güzel röportajı kabul ettiğin ve bloğuma konuk olduğun için çok teşekkür ederim, başarılın çok kocaman devamını dilerim!
Ayşegül: Ben teşekkür ederim beni bloguna konuk ettiğin için tatlı çocuk!




19 Kasım 2014 Çarşamba

#ÇokÇalıştımYa - Mürekkep

Çok Çalıştım Ya!


Pazartesi

“Sendrom” kelimesini hayatımıza sokan, hatta sokmakla kalmayan sendromun dibidir aslında. Ofiste en çok saate baktığımız, işten çıkmak için can attığımız, geçse de gitse dediğimiz ilk iş günüdür.


Şimdi tabuları yıkma vakti!

24 Kasım Pazartesi, Taksim’deki şirketlerin saate bakıp işten çıkmayı beklemesinin sebebi artık değişiyor.  Çünkü  “Yeni Pazartesiler” işten çıkıp, Mürekkep’e gelmek için var!

İş stresini yenmenin en kolay yolu, yeşil ve naneden geçer dedik ve çok beğenilen özel Mojito’larımızı sadece “çok çalışanlara” özel 15 tl yaptık.

Sadece davetlilerin alındığı ve yaz esintilerinin hakim olduğu “yeni Pazartesiler” tüm ay boyunca Mürekkep’te; yenilikler ve sürprizlerle seni bekliyor unutma!


Çok Çalıştım Ya” etkinliğimize dahil olmak için daha önce katılan davetlinin artı 1’i ya da bizim davetlimiz olman yeterli. 18:00 -21:00 saatleri arasında görüşmek üzere!

Mürekkep

#ÇokÇalıştımYa



Mürekkep Taksim: Refik Saydam Cad. No:15/A Beyoğlu
İstanbul
Telefon: 0 (532) 316 05 00

Twitter: www. twitter.com/murekkeps
SnapChat: Murekkep

30 Ekim 2014 Perşembe

Elif Kaya ile biraz kariyer biraz stil.

Elif Kaya, geçen sene bu zamanlarda Veliaht isimli yarışma programında Hande Yener'in veliahtı ünvanıyla karşımıza çıkmıştı. Yarışmadan kısa bir süre sonra da Karanlık Dünyam isimli teklisiyle müzik kanallarında ve listelerde boy göstermeye başlayan Elif Kaya ile hem kariyeri hem stili hem de moda üzerine harika bir sohbet gerçekleştirdik.

Ladies and gentleman, please welcome, Elif Kaya!


"...gelecek vaadeden bir emanetim."

Ali Rıza T.: Öncelikle çiçeği burnunda bir şarkıcı olmasının dışında Elif Kaya kimdir bir kendi ağzından dinleyelim derim. Ne dersin?
Elif K.: Teşekkür ederim. Tatlı bir enerji alıyorum derim ve hemen anlatmaya başlarım. Müziğin peşine takılıp duyguların elinde koşan gelecek vaadeden bir emanetim.  Küçük yaşlarda üretebildiğimi hissedip bu sevgiyle yolculuğun tamda tanışma aşamasındayım. Çocukluğumda en yakın dostum ve beni birgün keşfediceğini düşündüğüm iki ardaşım vardı; yıldızlar ve radyom... Hayata gelirken yaşadığımız bekleme süresi ve nerelerden geldiğimizi bilemediğimiz gibi bir duygu kendimi müziğin içinde bulmak. Beni de seçtiği için çok mutluyum. Profesyonel müzik hayatıma Mustafa Sandal ile yaptığımız "Var Mısın Yok Musun" isimli şarkıyla başladım. Daha sonra kısa bir dönem başarılı şarkıcı Hande Yener'e vokal yaptım. Bunların yanı sıra Selim Çaldıran'ın stüdyosunda yapılan birçok albümde back vokal yapma şansım oldu. Ferhat Göçer, Sibel Can, Yıldız Tilbe, İzel, Orhan Gencebay, Kutsi ve daha bir çok başarılı ve sevdiğim isme vokal yaptım. Yaşamın öğrenmek, öğrendiklerimizi unutmak ve tekrar öğrenmek üzere bizleri tekerrüre dahil ettiği noktada aynılaşmaktan kaçıp kendi küçük kalbimce müziği ve özümüzü unutmamak adına yüreğimden gelen herşeyi yapmaya hazır yola çıktım.



"Tüm kalplere dokunabilmek istiyorum."



Ali Rıza T.: Albümün ve ilk teklinin yanı sıra imjaın ve özellikle de saç stilin çok ön plana çıktı. Stilistin de benim yakın dostum Deniz Can Kutlu. Harika bir enerjiniz var gibi. İmajı yaratma süreciniz nasıldı?
Elif K.: Bu imaj basın&pr danışmanım Selim Akar'ın fikri. Çok güzel bir buluş ve çok özel bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Hem kendi ruhsal ikilemlerim hem de pr adına akılda kalma vesilesi için şahane bir fikir. Alıştım ve çok seviyorum. Tüketim çağında hatırlanmak adına çok keyifli bir buluş. Sevgili Deniz Can Kutlu ile "Karanlık Dünyam" isimli şarkımın klibinde tanıştık. Klibin stylingi ona ait. Harika enerjisi tatlı dili sakinliği ve yaratıcı fikirleri beni ona daha bir yaklaştırdı. Şimdi beraber çalışıyoruz.


Ali Rıza T.: Geçen sene bu zamanlar seni ATV'de yayınlanan Veliaht isimli programda Hande Yener ile birlikte izledik. Hatırladığım kadarıyla yarışmadaki diğer veliahtlara göre hem daha özgün hem de tartışmaların odağındaydın. Bunu nasıl değerlendiriyorsun? 
Elif K.: Albümüm yaklaşık dört yıldır hazırdı. Veliaht yarışmasına katılmamı Yapımcım Polat Yağcı ve  Özgün yaratıcı başarılı şarkıcı Hande Yener istedi. Hande Yener' e bir dönem sahnede vokal yaptım ve bu teklif kendisinden gelmesi benim için mutluluk ve büyük bir şanstı.
Her müzisyen kendi özgün müziğini yaşamak ve yaşatmak ister. Her nekadar yarışmanın formatı gereği Hande Yener'in harika şarkılarını söyleme fırsatım olsada kendisi ile tarzımız çok farklı. Esasında Nükhet Duru'nun eleştirisini benim müziğime yapılmış bir eleştiri olarak düşünmüyorum. Bilindiği gibi bu tarz programlarda, heyecan yaratmak adına bazı malzemeler kullanılabilir. Kendisini severim. Büyüğümdür. Zaten yarışmadan hemen sonra bu konu ile ilgili gönlümü aldı.Yaşam sürecimizce öğrenme ve farketme yağmurlarında ıslanıp kuruyoruz. Önemli olan öğrenmenin daim olduğunu unutmamak. 

Ali Rıza T.: İlk klibin hem çok nostaljik hem de bir o kadar eğlenceli. Şarkının ruhunu da şahane yansıtmış. İçine sinen bir proje oldu mu?
Elif K.: Elbette içime sindi. Duyguların bütün olduğu ve insanın türlü türlü hallerini yansıtan bir albüm oldu tıpkı mevsimlerin aynı dünyada farklı renkleri gibi... Nereden bilebilirdim beklediğim için üzülüp ağlaştığım yılların bana bu kadar özel şarkılar ve kıymetli dostlar ve harika bir klip sunacağını.


"...dişi enerjisiyle yaşamayı seviyorum."

Ali Rıza T.: Elif Kaya'nın kariyeri çok parlak görünüyor ilerisi için bunda hem fikiriz peki onun idealleri neler bu konudaki?
Elif K.: Müziğin içinde varolmaya devam etmek ve tüm kalplere dokunabilmek istiyorum. İçimde çocukluğumdan beri sunmak istediğim şifacı bir ruhum var.  Sanatçıların devlet büyüklerinden bile daha güçlü olabildiğini düşünüyorum. Albüm yapmak, popüler olmak gibi düşünceler içinde kaybolmak yerine dünyaya hatırlatmamız gerekren çok şey olduğunu hissediyorum. Sanatın; şiddet, savaş, ayrımcılık ve doğa katliamı gibi nice kör olmuş duyguya ışık tutabileceğini düşünüyorum. Öncelikle farkında olmak ve barışa katkıda bulunmak. Müzik de yavaş yavaş bu taşlaşmadan nasibini alıyor. İnsanları umutlandırmak, mutlu etmek ve dertlerine yoldaş olmakla çıktığım bu yolda sandıkta bekleyen nice şarkılarımı paylaşmak istiyorum küçük kalbimce.

Ali Rıza T.: Gelelim stiline. Tarzını bana tek kelimeyle anlatmanı istesem ne dersin?
Elif K.: Gökkuşağı.

Ali Rıza T.: Eminim ki büyük ve rengarenk bir gardrobun var. Peki bu gardrobun en pahalı/değerli parçası nedir?
Elif K.: Öyle çok pahalı eşyalarım yok. Yetecek kadar şeye sahip olabilmenin değerli olduğunu düşünüyorum.

Ali Rıza T.: Günlük tarzın da bir o kadar şık mı? Yoksa daha mı salaş ve rahatsın? Sıradan bir gün için kombin seçimin ne yönde olur?
Elif K.: Retro çok seviyorum. Rahat giyinmekten hoşlanıyorum ama bir günüm bir günüme uymaz. Üst üste çok rahat giyindiğim günlerden bazen sıkılıp topukluların üzerine çıkıp dişi enerjisiyle yaşamayı seviyorum.


"...seçimlerim ruh halime göre değişiyor."

Ali Rıza T.: Makyaj konusunda ne durumdasın? Doğalcılardan mısın fondötenim olmadan aslacı mı?Elif K.: Doğalcılardanım fakat son zamanlarda fondötenim olmadan asla dediğim de oluyor.

Ali Rıza T.: Senin kokun hangisi? Parfümünü umarım çoğu okuyucu merak ediyordur.
Elif K.: Çok fena bir espiri yapasım geldi, neyse... (gülüyor) Çiçek ve temiz sabun kokularına bayılıyorum. Özellikle hanımeli ve bal karışımına... Yıllar önce aromaterpi eğitimi almıştım ve kendi kokumu kendim yapmaya bile başlamıştım. Kokuları birbiri ile karıştımayı seviyorum. Bu konuda da seçimlerim ruh halime göre değişiyor.

Ali Rıza T.: Bana zaman ayırdığın ve bloguma konuk olduğun için çok teşekkür ederim. Ben sorarken çok eğlendim, umarım sen de cevaplarken keyif almışsındır. Seni daha uzun yıllar izlemek, dinlemek dileğiyle.
Elif K.: Ben de teşekkür ederim. Gülücükler yüzümde cevapladım, çoook keyifliydi. Tekrar karşılaşmak sohbetleşmek dileğimle. Sevgiler ve iyiliklerle...



28 Ekim 2014 Salı

Ekim Favorileri / October Favorites

Yepyeni bir yazı dizisiyle karşınızdayım. Bundan sonra ben de bauty vloggerlar gibi her ay bir favoriler yazısı gireceğim. Zaten groomingdiarybyart instagram hesabımdan da o ay en çok kullandığım ürünleri her gün paylaşıyorum. Oradan da göz atabilirsiniz ara sıra. 

  • Zirh Corduroy

Hemen bir önceki post içerisinde yazısını bulabileceğiniz Zirh Curdoroy hakkında yorum yapmama gerek yok sanırım uzun uzun. Ben Ekim içerisinde çok severek kullandım ve büyük de bir parfüm olduğu için en azından Kasım boyunca da kullanıcam gibi. (Gratis: 45 TL)

  • Burt's Bees Lip Balm with Mango Butter

Burt's Bees ne yalan söyleyeyim özellikle fiyatı nedeniyle hep önyargıyla yaklaştığım bir dudak ürünüydü fakat önyargımı yıkıp bunu denedikten sonra kararım tamamen değişti. Kokusu ve yapısı muazzam, koruyuculuğu ve nemlendiriciliği de gayet başarılı. Bence fiyatını en azından 10 liraya çekerlerse çok daha güzel olur. (Gratis: 13.90 TL)

  • Dirty Works Eye Cream

Dirty Works özellikle ambalajlarıyla insanı kendinden geçirten bir marka. Ben de çok az uyuyan ve göz altlarından az da olsa çeken bir insan olarak hafif bir nemlendirici arayışındaydım gözlerim için ve de bu ürünü öylesine aldım. Çok da memnun kaldım. Eğer siz sorunlu göz altlarına sahipseniz siz de hiçbir işe yaramaz benden söylemesi ama ince yapısı ve kolay emilimiyle benim gibileri çok mutlu edecek bir ürün. (Gratis: 14.90 TL)

  • Neutrogena Pink Grapefruit Oil Free Moisturiser

Nemlendiricilere bu hayatta harcadığım paranın cidden haddi hesabı yok. Çoğu marka nemlendiricilere geldiğinde hem çok pahalı fiyatlar çekiyor hem de büyük şeyler vaad ettiği halde bir sonuç sunmuyor. Buna rağmen bu ürün hem çok uygun fiyatı hem de vaad etmedikleriyle işini çok iyi yapıyor. Kozmomarketlerden yaklaşık 10 liraya alabileceğiniz bu su bazlı nemlendirici yağlı ciltlere gerçekten ilaç gibi gelecek. Emilimi ve kokusu ise inanılmaz, lütfen denemeden geçmeyin. (Gratis: 9.90 TL)

  • Toni&Guy Men Styling Glue

Saçlarım çok ince telli olduğu için benim wax veya pomade kullanabilecek bir lüksüm yok. Çünkü bu tarz ürünler saçlarımı inanılmaz ağırlaştırıyor ve hacmini yitirmesini sağlıyor. Fakat glue, gel gibi daha hafif yapılı ve sıvı kıvamda ürünler benim gibi ince telli ve kolay şekillenebilen saçlar için ideal. Styling Glue da benim severek kullandığım ürünlerden oldu, favorim mi değil mi şimdilik bilemiyorum ama şu ana kadar kullandığım en iyi şekillendiricilerimden olduğu kesin. (Gratis: 29.90 TL)

  • Batiste Dry Shampoo Original

Batiste, açık ara bugüne kadar kullandığım en iyi kuru şampuan. İngiltere'nin en çok tercih edilen kuru şampuanı olarak nitelendirilen Batiste, rakiplerine (Toni&Guy, John Frieda, Elidor vb.) taş çıkartacak bir performansa sahip. Benim saçlarım yağlı olduğundan ben Original olanı kullanıyorum ama siz isterseniz kokusuna isterseniz de saçınızın cinsine göre serinin diğer ürünlerine de göz atabilirsiniz. (Sephora: 24 TL)

  • The Body Shop Lip Peeling

Dudak peelingi konusuna değinmiştim zaten birkaç yazı önce. Ben çok severek kullanıyorum, uzun süre de severek kullanamaya devam edeceğim bu dudak peelingini. (The Body Shop: 29.90 TL)

  • The Body Shop Body Scrub with Cacao Butter 

Vücut peelingi konusuna hiç hakim değilim, aslında pek de yapmayı sevmiyorum ama vücuttaki ölü derininin de öyle veya böyle atılması gerektiği düşünüldüğünde haftada bir veya ayda iki kez vücut peelingi yapmak mantıklı. Bu konuda da kakao yağı kokusundan her ne kadar iğrensem de bu ürün hiç irrite etmiyor beni. Sanırım yine bittiğinde yine alacağım bir ürün ama bu sefer gözüm yaban mersinlide. (The Body Shop: 7.90 TL)

  • The Body Shop Tea Tree Cleansing Wipes

Bazı geceler olur da cildinizi temizleyecek dermanınız olmaz veya bazı zamanlar olur da cildinizi temizleyecek zamanınız olmaz. İşte öyle anlar için harika bir çözüm bu ürün. The Body Shop'ın çıkardığı çay ağacı özlü temizleme mendilleri hem sivilce bakımına iyi geliyor hem de cildi akne, siyah nokta ve fazla yağdan arındırıyor. Fakat bu ürünü makyaj temizleyici mendillerle karıştırmamak gerek. (The Body Shop: 19.90 TL)

26 Ekim 2014 Pazar

Parfüm İncelemesi: Zirh Corduroy

Zirh Corduroy, 2005 yılında ünlü Amerikan erkek bakım markası Zirh tarafından piyasaya sürülmüş bir parfüm. Genel Zirh parfümleri kategorisinden teması ve kokusuyla sıyrılan Corduroy, benim rastgele denk gelip hiç koklamadan (testerı olmadığı için) öylesine satın alıp sonrasında çok sevdiğim bir koku. Dilerseniz Zirh Corduroy'u detaylıca inleceyelim.


Zirh Corduroy, 125 ml. olarak satışa sunulan bir parfüm. Amerika'da satış fiyatı $58 olan parfüm çok ilginçtir ki Gratis'te 45 TL gibi bir fiyata satışa sunulmuş. Ben de geçen bayram indiriminden sadece 25 TL'ye satın aldım bu parfümü. Fiyatlar arasındaki bu dengesizlik biraz acayip de gelmedi değil doğrusu.


Parfümün teması ve kokusu biraz daha farklı dedim biraz önce. Zirh'in genel parfümleri deri baskınlığı taşırken, Corduroy farklı olarak odunsu oryantal. Başlangıçta turunçgil notalarıyla açılış yapan parfüm, birkaç saat sonra hafif bir vanilya kokusu bırakıyor teninizde. Üst notalarda mandalina, greyfurt, beyaz lavanta ve kakule, orta notalarda defne romu, tarçın ve maskut, alt notalarında ise sandal ağacı, tonka fası ve vanilya barındırıyor. Bana ilk kokladığım andan beri CK Free'yi inanılmaz anımsatması da iki parfümün aynı laborantın elinden çıktığını kanıtlar nitelikte.


Zirh Corduroy, koku olarak çok başarılı çünkü hiç sentetik değil ve bıktırmıyor insanı. Koyu bir temaya sahip parfüm, burun turunçgil kokularını sevenler için de birebir. Fakat kalıcılık ve fark edilirlik açısından maalesef çok zayıf olan parfüm sürekli tazelenmeyi gerektiriyor. Türkiye'deki satış fiyatını düşündüğümüzde tüketiciye istediğini az çok verebilen Corduroy'u ben çok sevdim, sadece Gratis'te bulabileceğiniz bu güzel kokuyu şiddetle öneriyorum!


Bu arada artık parfümden cilt bakımına tüm kozmetik deneyimlerimi bir erkeğin gözünden instagram.com/groomingdiarybyart hesabından paylaşıyorum, şöyle bir göz atabilirsiniz! :)